Profilo di SELCUKSELÇUK ATALAYINFotoBlogElenchiAltro ![]() | Guida |
SELÇUK ATALAYINCHELCUK |
||||||||||||
|
26 maggio Dikkat! Mutlu ve huzurlu olma sebebi sizde de mevcut!
Ümitli olmak, şifadır...
22 maggio Şirkten sonraki en büyük günahŞirkten sonraki en büyük günah Çeşit çeşittir günahlar. Nebiler Sultanı en büyüklerini sayar önce...Süleyman Sargın yazdı... Çeşit çeşittir günahlar. Nebiler Sultanı en büyüklerini sayar önce: Yaratıcıya eş ve ortak koşmak, haksız yere cana kıymak, anne-babanın hukukunu çiğnemek, yalancı şahitlik yapmak, mücadele devam ederken cepheyi terk edip kaçmak, iffetlilerin iffetleriyle oynamak. Bazı günah vardır, sadece sahibine zarar verir. Rabbisiyle onun arasındadır. İfşa edilmemiş, reklamı yapılmamıştır. Sahibi günahıyla övünmemiştir. Bir başkasını günahına davet ya da teşvik etmemiştir. Günah, insanın fıtratıyla zıtlaşmasıdır. Kendine ihanet etmesidir. Yüce Yaratıcı'nın bahşettiği melekler üstü potansiyeli saçıp savurmasıdır. İlahi vaadlere kulak asmamak, vaidleri (tehditleri) ciddiye almamaktır günah. Rahman'dan değil, şeytandan yana tavır koymaktır. Günah süslüdür, caziptir. Tatlı tatlı esen zehirli bir rüzgâr gibidir. Bir kere gelip insanın gönlüne oturdu mu kalkmak bilmez. Günah, Rahman'ın kasrına yapılmış gecekondudur. Onu oradan atmak kuvvetli bir iradeye ve İlahi inayete bağlıdır. Günahla mücadele için gözünü karartmayan, zamanla kendinden uzaklaşır. Kişilik erozyonuna uğrar. Hisleri körelir, alıcıları kapanır. Babamla ilk defa bir diyabet hastanesine gittiğimizde oradaki doktorun bir uyarısı dikkatimi çekmişti. Şeker hastalarına, ayakkabılarını giymeden önce mutlaka ters çevirip silkmelerini tembihliyordu. Aksi takdirde, ayakkabının içinde olması muhtemel diken, çivi, cam kırığı vs. gibi zararlı maddeleri hissedemeyebilirlerdi. Çünkü diyabet hastalarının sinir uçları zaman içinde köreliyordu. Kan örneği almak için parmağına batırılan iğnenin acısını bile hasta bir süre sonra hissetmez olur. Zira kanın ulaştığı her noktada şekerin tahribatı söz konusudur. Şeytanın insanın damarlarında kan gibi dolaştığını anlatan Nebevi beyanı her okuduğumda bu tahribat gelir aklıma. Günah da öyledir. İnsan günah işleye işleye bir kısım manevi hassasiyetlerini kaybeder. Ne ibadetlerin neşvesi, ne zikrin tadı, ne kıraatin lezzeti hissedilir. Göze ilişen haram utandırmaz olur. Dilden irin gibi dökülen gıybet tiksindirmez. Kalbi kirleten su-i zan, haset, kibir, riya, kin, nefret gibi levsiyat rahatsız etmez. Çeşit çeşittir günahlar. Nebiler Sultanı en büyüklerini sayar önce: Yaratıcıya eş ve ortak koşmak, haksız yere cana kıymak, anne-babanın hukukunu çiğnemek, yalancı şahitlik yapmak, mücadele devam ederken cepheyi terk edip kaçmak, iffetlilerin iffetleriyle oynamak. Bazı günah vardır, sadece sahibine zarar verir. Rabbisiyle onun arasındadır. İfşa edilmemiş, reklamı yapılmamıştır. Sahibi günahıyla övünmemiştir. Bir başkasını günahına davet ya da teşvik etmemiştir. Günahının hacaletini vicdanında hissediyor, işlediği ayıptan ötürü utanıyordur. Böyle bir günahın affa mazhar olması ümidi büyüktür. Bir de Rahmeti Sonsuz'un "Bütün insanları affederim ama onları asla!" dediği bir zümre vardır. Onlar günah işlerler, günahlarıyla övünürler. Kendilerini günahlarıyla ifade ederler. Günahlarıyla tanınmak, hatırlanmak isterler. İsterler ki herkes onları kıydıkları canlarla, yedikleri haramlarla tanısın. Çiğnedikleri kul hakları anılsın arkalarından. Ahlar, feryatlar yükselsin mütemadiyen ve onlar bunu keyifle seyretsinler. İftiralar art arda gelsin, yaftalar birbirini izlesin ve onlar bunu hep insanlık ve barış (!) için yapsınlar. Masum insanlara düşünmeden karalar çalsınlar ve herkesten alkış alsınlar. Dünyayı cehenneme çevirip yanan ateşte pişen kahvelerini yudumlasınlar. Sadece kendileri zengin olsunlar. Kararları onlar versinler, mührü onlar vursunlar. En iyi okullarda kendi çocukları okusun. Başkalarının okumaya mecali kalmasın. Böyleleri yaptıklarından utanmazlar. Yürekleri daralmaz onların, vicdanları sızlamaz. Çünkü günah onların hayatlarının belirleyici rengi olmuştur. Siyahtır onun rengi. Kalbi de karartır, vicdanı da. Gözü de karartır gönlü de. Günah deryasına yelken açanın kulağı duymaz, dili söylemez olur. Kalbi zift bağlamış gibidir. Ne mazlumun iniltisi ne çaresizin imdadı yankılanır orada. Talihsizdir bu günahkâr ve bedbahttır. Rahmetin kuşatıcılığından hızla uzaklaşmaktadır. Uzaklaşmakta ve halini hiç umursamamaktadır. En büyük günahın gayyasına doğru sürüklenmektedir. Ama bilmez ki şirkten sonra en büyük günah, günahı umursamamaktır. SÜLEYMAN SARGIN-ZAMAN 19 maggio Duydum,Gördüm,Düşündüm...22 novembre Günlük hayatınızı aydınlatacak SIR![]() Allah'ın 99 ismini zikretmek insanın gündelik hayatını değiştiriyor. Mesela sabırsız biri 'Ya Sabır' çekerek sabırlı olmayı başarabilir. Peki hangi ismi, günde kaç kez ve hangi halimiz için zikretmemiz gerekir? İşte cevabı... Merhametsizlere 'Er Rahim', 'Er Rahman', aşırı sinirlilere 'El Halim', sevgi ve muhabbeti az olanlara 'El Vedud', nereye gideceğini bilemeyenlere 'Er Reşid, sıkıntı içinde olanlara 'El Vekil'... Esmaül Hüsna yani Allah'ın isim ve sıfatlarını günlük hayatta zikretmenin insana pratik yararları var. Bu konuda ilahiyatçılar da doktorlar da hemfikir. Esmaü'l Hüsna üzerinde araştırma yapan isimlerden Dr. Ender Saraç sinirli birinin 'El-Halim' esmasını çekerek daha halim selim biri olabileceğine inanıyor. Tıpkı sabırsız birinin 'Ya Sabır' çekerek sabırlı olmayı becerebilmesi, merhametsiz birinin 'Er-Rahman, Er-Rahim' çekerek merhamet sahibi olmayı başardığı gibi. Zaman Gazetesi Kürsü Sayfası Editörü Süleyman Sargın, Esmaü'l Hüsna bilgisinin Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıma açısından büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor. Zira Kur'an'da da geçen bütün bu isim ve sıfatlar Allah'ı tanıtmakta. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülaziz Hatip'e göre Allah'ı, isim ve sıfatlarıyla tanımak, O'nu her an yanında hissetmek, insan için büyük bir emniyet ve saadet vesilesi. Kişi inandığı Allah'ın isimlerini ve manalarını bilmekle vasıtasız olarak O'nunla bir nevi dostluk ve diyalog kurma imkanı bulmuş olur. Bu güzel isimlerin bir kısmı Cenab-ı Hakk'ın varlığını ispat eder. Allah'ın Hayy, Baki, Kayyum gibi sıfatları onun varlığını inkar edenleri reddeder. Bazı sıfatları ise birliğini ispat eder. Vahid, Ehad, Samed, Ganiyy gibi. Güzel isimlerinin bir kısmı bütün varlıkların vücut bulmasında tek sebebin Cenab-ı Hak olduğunu ispat eder. Halik, Bari, Musavvir, Kavi gibi. İsimlerin bir kısmı da bütün âlemi tedbir ve idare edenin sadece Allah olduğunu gösterir. Bir kısmı da onun bütün noksan sıfatlardan uzak olduğunu, hiçbir varlığa benzemediğini ve kimseye muhtaç olmadığını ispat eder. Kuddus, Muhit, Mecid gibi... Allah'ın her biri sonsuz sırlar taşıyan isimleri, aynı zamanda kullarının ona yöneldiği birer kapı mahiyetinde. Farklı ihtiyaçlar içindeki insanlar, o derdinin devası olan ilâhî ismi zikrederek Allah'a halini arz eder. Mesela hasta olan bir insan, "Rahîm ve Raûf" veya "Şâfî ve Muâfî" isimleriyle; ihtiyaç sahibi fakir bir insan "Rezzâk, Fettâh, Kerîm ve Vehhâb" isimleriyle; ilme ihtiyaç duyan bir insan "Allâmu'l-Guyûb" ismiyle; hidayete mazhar olmak isteyen bir insan "Hâdî ve Nûr" isimleriyle; sabırlı olmak isteyen bir insan da "Sabûr" ismiyle duada bulunur. Her insanda bir ismin tecellisi ön plana çıkabilir mi? Fahrettin Razi'nin açıklamasına göre Allah'ın isimlerinden her birisi belli bir manaya delalet eder. Hangi ruha o mana galip gelirse o ruhun o isimle daha sıkı münasebeti bulunur. Üstelik o ismi zikretmeye devam ederse süratle o isimden istifade eder. Ancak burada insanın aklına hemen "Hangi Esma'yı günde kaç kez zikretmeliyim?" sorusu geliyor. Uzmanlar, 'İnsanlar hangi ismine ihtiyaç duyuyorlarsa bu ihtiyacı ölçüsünde Allah'ı anmalı' cevabını veriyor. Ama bizim aşağıda vereceğimiz rakamlar genelde ilgili ismin ebced hesabı yapılarak elde edilen rakamlar. "En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir." (Ar'af, 180) "O'dur Allah, O'ndan başka yoktur ilah. En güzel isimler ve vasıflar O'nundur." (Taha, 8) *** Her ismin kainatta bir karşılığı var Prof. Dr. Abdulaziz Hatip (Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi): Bazı müfessirlere göre "Âdem'e öğretilen isimler" de Esmâ-i Hüsnâ'dır. Yani bu mübarek isimlerin her biri kâinattaki bir fennin, bir ilim dalının hakikat ve temelini teşkil eder. Meselâ, hukuk ve adalet ilmi Adl ismine, iktisat ilmi Rezzak ismine dayanır. Böylece Hz. Adem'e, bütün ilmî ve fennî kemâlât, inkişaf ve terakkilerin özü, çekirdeği ve yeteneği tevdi edilmiştir. Adem neslinin geliştirdiği bütün maddî ve kevnî terakkiler, bu ilk öğretimin güzel meyveleridir. Meleklere karşı insan nev'i olarak bize üstünlük kazandıran da budur. Genç ve diri kalmak için El-Hayy... Dr. Ender Saraç (Ayurveda uzmanı): Dünya gezegeninde her şey sonuçta bu 99 ismin tecellisidir. İnsanlarda bu esmaların tecellilerini farklı şekillerde görüyoruz. İnsanlar kendi üzerlerinde hangi esmaların tecellilerini görmek istiyorlarsa onu vird edinebilirler. Ama bazı esmalar kokteyl halinde zikredilebilir. Bu da sinerjik bir etki bırakır. Mesela 'Er-Rahman Er-Rahim, Ya Fettah Ya Rezzak beraber çekilebilir. Bir de benim çok sevdiğim bir anti ageng esması var. El-Hayy... Genç ve diri kalmak için çekilebilir. İnsanoğlu, bu isimlere muhtaçtır Süleyman Sargın (Kürsü sayfası editörü): İnsan Esmâ-i İlahiye ile devamlı bir münasebet içindedir. Onun Esmâ-i İlahiye'ye dayanarak, kendisinde hâkim olan ismi vird edinip her gün çekmesi, o insanın dualarının kabulüne ve mânevî terakki adına ilerlemesine vesile olabilir. İnsan, Allah'ın sıfatlarını bildiren isimlere muhtaçtır. Kişi, çeşitli durumlarda vaziyetine en münasip olan bir ismiyle Rabb'ine niyazda bulunmak ister. Bu isimlerin olmaması halinde insanın O'nunla irtibatı eksik kalır. < span> |
||||||||||||
|
|